FlyWithme / FlyWithme panosu

arkadaşları neler demiş?

şu an yaşadığı yer Ankara.

    ablamın beyaz kilotlu çorabını giyip sabahın en karanlık saatinde anneme görünmeden evden kaçtım üstümde eski okul gömleğim beyazları sararmış yakalarının üstüne azıcık mor far sürdüm. ayaklarım çıplak tırnaklarımda ufak donuşlarla yapılmış sarı noktalar var yürümeye devam ediyorum uzun karanlık cadde de bir tek ben varım sanırım. hızlıca merdivenlerden inip denize yaklaşıyorum ve içine atlayıp korkuyla hemen geri çıkıyorum yanımda getirdiğim streç folyo ile vücudumu sarıp merdivenlerde sürünmeye başlıyorum yukarı çıkmak istemiyorum ama yanımda duran gölgelerden de uzak durmalıyım bu kadar beyazken zaten çok sevimsiz olduğumu söyledi en son da duran direk. ıslak vücüduma giremeyen hızlı rüzgar yüzüm de ki akmış rimellerle suratıma yanlızlığımı çiziyor. koşuyorum çünkü suratım artık ben olmuştum bunu kaçırmadan hemen kanıtlamalıydım yüzümde ki tamamlanmış ifadelerimi geri çekip anahtarı masanın üstüne bırakıp kendimi eve kilitledim. ayna ile yüzleştiğimde artık iyice bana dönmüştü dunyalı ruhum artık o değil ben idim. ayaklarımda ki sarı boyaları söküp yakıyor ve soğumadan ellerime üstüme yapıştırıyordum. uzunca bir süreden sonra kararımı verip ayaklarımdan yada en azından birinden feragat edebileceğimi fark ettim ve onsuz yani tek ayaklada yaşayabileceğime inandım..kestim ama belkide hala kesemedim sadece o artık yerinde yoktu evet yoktu ama yerinde hiç birşey yoktu ayaklarım birleşmiş ve bir bütünden çıkan iki ayrı ayak halini almıştı vücudumu saran bu darlık ellerimide alıp uzun kıvrık sarmaşıklara çevirdi yüzüm ise sisli bir bulutun içine sıkışmıştı evet ben dünyaydım artık suyu toprağı havayı temsil ediyordum ateşse yanan kalbimdi evren etrafımda insanlar içimde benden isteksizce dönüyorlardı kendi etrafında dönen bir plazma değildim ben canlı kalmak için hareket etmeme gerek yoktu sadece bana ihtiyaçları vardı ayaklarımı ayırıp içimde ki o sonsuz ırkı doğurmaya başladım dünyayı yeniden yaratıp içine kendi çocuklarımı yerleştirecektim anaları olmayı istemek yada istememek gibi bir şansım yoktu anaları idim hepsini terk edip kuzeye kimsenin bilmediği buzdan evime yerleştim içinde iki tane dinazor besliyorum bide ufak yavru bir pandam var hergün 3 tane yılan ile besliyorum dinazorlarımı ve dışkılarını suya bırakıp köpek balıklarına yediriyorum kanlarını çalıp pandama veriyorum pandamda onu içip her gece 6 tane yılan doğuruyor...ekolojiye değişimi sunmalıydım yavru olan pandam şimdi ayakları ile buzları kırıp bana soğuk buz şokları yaparak cildimi geriyor gerilen etlerimi ile yılanlarla sarıp kendimi dinazorlara yalatıyorum toparlanan etimden sıkılan insanlığıma yeni bir isim verdim "enerjizasyonelfonksiyonlarınındoğrulukaşamaları"

    matroshka   13 Temmuz 2008 23:39